19 Aralık 2010 Pazar

DEMON



Yangın başladığında önce pencereler yandı. Yağmurdan sıçramış olsa gerek diye düşündük. Derken duvarda asılı duran fotoğraf yandı. Dedem olduğu söylenen birine ait yırtık bir fotoğraftı. Oradaki yangın da bilinmezlikten sıçradı. Ben o esnada odanın ortasında oturmuş sesi kıbleye dönük sazımın namazına dua olmakla meşguldüm. Bamtelinden sıçrayan yangın parmaklarıma kadar sıçradı. Hızla ayağa kalktığımda duvarda asılı duran aynanın yanmaya başladığını gördüm. Belli ki alev benden sıçramıştı.
Kapıya doğru koşmaya başladığımda bir anda kapıda yanmaya başladı. Ayağımın altındaki halının da tutuşmaya başlamasıyla iyiden iyiye sıkışıp kalmıştım. Artık kül yığınına dönüşeceğimden en ufak bir şüphem bile yoktu. Ölümü kabullenmem gerekiyordu. Böylesine aciz bir durumda yanan kapıya doğru bakarken aynada bir kıpırtı gördüm. Bir insana ait olmadığı belli olan bilezikli bir el, koca pençelerini uzatmış öylece duruyordu. Gidebilecek bir yerim olmadığından o iri ele doğru yürümeye başladım.
Tam aynanın önüne gelmiştim ki aynanın içinden kocaman bir Demon'un başı belirdi. İri, sivri dişleriyle beni omzumdan kavrayıp aynanın içine doğru çekti. Koltuğunun altına alıp yerden göğe kadar dört bir tarafı insanla örülü yerlerden geçip genişçe bir alana geldik. Beni yere bıraktığında birinin yüzüne bastım. Hızla ayağımı çektiğimde başka birinin ellerine bastım. Dikkat etsene be adam, kör müsün, lafları arasında birinin sırtına basarak Demon'un karşısında durabildim.
Boyumun kasıklarına geldiğini o an fark edebildim. O koca yaratık öylece durmuş bana bakıyordu. Gözlerimi Demon'dan kaçırıp etrafıma bakmaya başladım. Az ileride bir ağaç vardı. En azından ilk bakışta ben öyle sandım. Çünkü birbirlerine eklenmiş insanlarla bir ağaç görünümüne ulaştığını anlamak pek de zamanımı almamıştı. Dallarında bulunan insanların vücutlarının parçalarıysa oradan geçen başka demonlardan tarafından kopartılıp kemiriliyordu.
Gökyüzü de yine insanlarla kaplıydı. Tam başımı kaldırmış gökyüzüne bakarken Demon beni kucağına alıp götürmeye başladı. Bağırıp çağırıyordum ama hiçbir faydası olmuyordu. Koca Demon'un kollarında hiçbir etkim olmuyordu. Benim onca debelenmeme karşılık olarak bir kez sıkması beni susutuyordu. Ama peşinden gelen acının dürtmesiyle birlikte daha da hızlı bir şekilde debeleniyordum. Bu kez da Demon beni daha şiddetli bir şekilde sıkıyordu. Son sıkmasıyla birlikte gözlerim karardı ve bayıldım.
Gözlerimi açtığımda çok -hem de çok- sıcak bir yerde buldum kendimi. Beni getiren Demon’un bıraktığı yerde, öylece iki büklüm bir halde uzanıyordum. Tam doğrulacaktım ki beni getiren Demon'un konuştuğu diğer Demon sağ bacağımdan kapıp sürüklemeye başladı. Tüm gücümle bağırdım, nereye götürüyorsunuz beni, diye! Demon o anda durdu. Burnumun dibine kadar gelip, cehenneme, dedi... Sonra ekledi, senden cehenneme alev yapacağız!
Kafkarengi
                                                          Alberto Giacometti