2 Ekim 2014 Perşembe

İNİLTİ


Acılardan gün çalarak yaşıyoruz
Yalnızız kendimize, birbirimize
Kara bir delik var hikayemizde
                                           ceplerimiz gibi
                                                 yutuyor ellerimizi.

Acının ölümcülk biçimleri var
                                göğü derinleştiren
kuşlar gömülür.

Ben bu gece bütün yaralarımı soydum
Bir unutana verdim düşlerimi.
Elleri göğe uzanmış bir heykeldim 
Dokunabildiğim tek şey yağmur taneleri
(…yüzünden sonra)

yüzün!

Yüzün yağmurun habercisidir
Bulutlar çöker yanaklarına 
Tenin kararır, gözlerin buğulanır,
terlersin 
ve 
toprak kokusu havalanır.

Koca bir şehrin meydanları boş
Yollarında hiç yürünmemiş
Ses yok ,inilti var.

Aşk asılmış bir uçurum kenarına
             yanağındaki gülümseme gibi 
                                             sallanıp durur 
o kocaman boşlukta.

Bekliyorum 
Ses yok,…
Ve geride bir hayat
Öylesine söylenmiş bir yalan gibi, nedensiz.
Gün ağarmakta!

Altın şafaklara yakut aşklar yakışırdı oysa.

Siyah Eskisi