akıl karası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akıl karası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2016 Cuma

kuzey taşları


                        
                                              william blake için

sözcükler dağılarak doğuyor
içinde kırıla kırıla
ölçüyor aşkların yaralarını
kar kurak bilmez diplerde
kudurmuş yalanlar toplanıyor
canlı alevlerin içinden
sessiz ellerin sesi bir de

öp   kal  sarıl
sonra saklan yükünle
neye dönüşürsen dönüş
hayat bize sözcükler bağışladı

sen buna masal de
ben rüzgar misali sonsuzluk diyeyim

alevlerin düşüşü
soğuk ağaçlardan başlıyor
bir de parlak boşluklardan
küçük ellerle alkışlanan şarkılar
dahildi yaşayan her şeye
ve her şey
toprağın suya uzaklığı kadardı

göğün doğusunda dağlar kararıyor
aklımın kuzeyini taşlarla sardım


Akıl Karası 


20 Nisan 2014 Pazar

fasıla

hangi ayları öpüyoruz tenhalarda
sanki ölmekten çıkan kimseyim
hangi tekrarla parçalanıyor sözcükler
sonsuzca geçip gittiğim kapılardan

gözün dilden koptuğu zamanlar
ey ben’deki boşluk
rüzgarın yüz aldığı eski korkular

gülmek   
süresiz hep az kaldı tenimde

fazla geldim az giderim gecenin içine
içinden uzun bir nefes geceye doğru

hangi sessizliği öpüyorum bu uğraşta
uzağı eksik kıt düşlerin içini mi
sanki susmaktan dönüyor başım
sözcüklerin ucunda

nefesim sabah kokar geceleri
sessizlik
köpük gibi patlıyor aklıma

bir göz baktığında iki oluyorum


                                               akıl karası




18 Mart 2014 Salı

( H )İÇLENMELER...

sayılarla  renkleri bir arada tutmak ne kadar kolay ve bir o kadar
da zor aslında. sayıların  ritmik  sesine eşlik eden makineler mi,
leo ? insanların  hayatlarına  müdahale eden renkler mi yoksa ?
ama bir uyum var aralarında;  uyumsuzluğun  uyumu… sayılar
ne  zaman  fark  edilir,  yalan  söylediğimiz de mi?  yalanların
ritmik sesine hangi renk uygun düşerdi?

renklerin  düşlerimle   bir  bağlantısı  var  mı leo?  düşler  ve
renkler  anların  bir  gölgesi  midir?  gölgeler  renksizdir  ama.
renkler sayılardan daha gerçekçi aslında, üstelik daha da canlı.
renkler  doğruların  hangi  yalnızlığına düşüyor? doğrular  hep
yalnızdır ve yalnızlıkların hep bir iç gürültüsü vardır, duymak
isteyenin kulaklarını sağır eden bir gürültü bu.


sayılar ve renkler doğruların ve yalnızlıkların iç gürültüsüdür.


Akıl Karası







20 Aralık 2013 Cuma

bir gün, bir saat, bir ay; hepsi birbirine çok benziyor ...

öfke ve sevinç; --sevecen kaldığı sürece—sözcükler kalabalığa dönüşmeden bir gerçek aramaz mı?.. ola ki aramıyor ve sözcükler kalabalığa dönüşüyorsa gerçek nasıl bulunacak ya da bilinecek…

hayatlarımızı, düşlerimizi ya da aşklarımızı birilerine kabul ettirebilmek için töresel konuşmalar yapmak zorunda mıyız?..

iyi ve dil arasında kurduğumuz ilişki ya da bağ ikna yöntemlerimizden biri olabilir mi?..
ihmal edilen soruların tamamlayıcısı olan yanıtlar insanda neyin / nelerin sınanmasıdır?..  hazır tutulan yanıtların gerçeği hedef almadığını ve bu yüzden olumsuz çağrışımlarla duyulan hayranlık gösterilerine neler demeli?..
            alan yaratmak ve alanı genişletmek böyle bir şey galiba…
           
emredilen törelerin yaşamı ne kadarı günceldir?.. gündelik hayatın güncellik adı altında hayret uyandırıcı karşıtlar yaratmadıkça törenin bir nokta gibi sürekli çoğalması ve çoğaldıkça kategoriler oluşturması anlaşılabilir mi?

            tutku ne tür bir mekân kavramıyla oturur / yerleşir şiire?..

            ne tür olasılıklarla?..

Akıl Karası



                                               

24 Mayıs 2013 Cuma

AKİL AYAZI



                      “her şey aşırıya kaçtığında güzeldir”
                                                      pier paola pasolini


hüzün ve pişmanlık
kim böyle bir yeteneğe sahip olmak istemez ki

nasıl ayrılırsan ayrıl hayallerinden
paylaşılan her sessizlik hataya düşmektir
hatalar ki sınırları aşmak ince bir neşeyle

suda yanan kitap sokakta yürüyen yaprak
zevkin kırıntılarını topluyorum senden
öpücüğü olmayan duyguları

eriyen mumla dönüyorum    arkana bakma
çan    ateş ve boşluğun sesi
gözkapaklarımı yırtan ışık
yanan düşlerimin içine sarkıyor

sisin ve suyun içinde kayboluyorum

merhamet kan dökmeden olmaz diyor Baudelaire
kan dökmeden sevişilmez kapı önlerinde
şimdi yataklar ve yollar boş
bir isteği ateşlemeliyiz seninle

bir isteği    ruhun köşelerini yıkmak için
müziği başlatın lütfen

                                               akıl karası


24 Mart 2013 Pazar

sanki


sanki saatlerden birine borcun var
sanki alacağın var dakikaların birinden
bahçesiz evleri soymaya çıktın sanki
bir zulmü uyanacağın bir saatten çıkardın
                                    hala durgun mu içindeki beyaz

gözcülük ederim gecelere       günleri büyüt
çünkü gün gördük diye başlar son
olur ya      olmaz demeleri kendine benzetir

anların tarih olduğu günahların yaşındayız
ellerin ellerimdeki koku kadar suskun
açmayı dene öpülecek yumruğunu
aç     siyah ve kırmızı bir tur at yüreğinde
ateş küle borçlu         yemin et yalanlarına

sözcüklerin sefilse      yemin et


                                    akıl karası

                                                                  Maurice Tabard